Çalışmalarım

Çocuklara yönelik cinsel suç faillerinin kimyasal kastrasyon yöntemİ ile İslah edİlmesİ /cezalandırılmasının tartışılması
        
Çocukların cinsel  istismarı konusu  başlı başına  özel uzmanlık gerektiren, son derece hassas bir konudur. Cinsel saldırının mağduru olan çocukların, saldırının türüne göre eğer hayatta kalabilmişlerse, bu olayın yarattığı travmayı ömür boyu taşıyacakları aşikardır. Çocukları yere göğe sığdıramayız, hemen herkes çocukları sevdiğini ifade eder. Ama istismar edilmiş  çocukların başına gelenleri haber olarak aktarırken bile  yapılan hatalardan tutalım, yaşamın kendi içinde şüphede kalınan olayların resmi kurumlara aktarılmasında toplumsal bir çekingenlik olduğu, çoğu insanın (-beni ilgilendirmez, belki de yanılıyorumdur, asla  böyle bir şey olamaz, ya yanlış anladıysam bir de başıma dert mi alayım )   gibi örnekleri çoğaltılabilecek düşüncelerle,  bir şekilde vakıf oldukları veya şüphelendikleri  olayları resmi kurumlara aktarmakta pasif kaldıkları da apaçık ortadadır. Bunu sadece karşılaştığımız ve yargıya intikal eden dosyalardan değil, basında çıkan haberlerde mağdur çocuğun arkadaşları, öğretmenleri, komşu teyzelerin anlattığı kısa aktarımlardan da rahatlıkla anlayabiliyoruz. Çoğunluğu ( -ben zaten şüphelenmiştim, hiç konuşmazdı, içine kapanıktı, çoğu zaman hasta gibi okula gelirdi, ama ne bilelim ) diye  başlar, vaktiyle önlem alınamadığından dolayı   sitem etmelerle sonuçlanır.

Sonuç olarak her nevi cehaletin, pasifliğin, umarsızlığın müsebbibi sanki kendisiymiş gibi uzun bir süre başına geleni kimselere anlatamaz mağdur çocuk. ( Prof Dr. Oğuz Polat Klinik Adli Tıp isimli eserinde syf 171 cinsel istismarın sonuçlarının zedelenmiş cinsellik, ihanet duygusu, acizlik, damgalanmak olarak özetlenmiştir.)  İşte bu nedenlerle çocuklara yönelik cinsel saldırı faillerinin, mağdurun özel konumu nedeniyle de diğer suç faillerinden ayırt edilmeleri zorunludur. Çünkü esasen açıklamaya gerek bile yoktur ki onların zarar verdikleri  çocuklar, fiziksel ve psikolojik olarak kendilerini korumakta yetersizdir.

Çocuklara yönelik cinsel istismar suçunu işleyen hükümlülerin, aldıkları cezanın caydırıcı olmadığı, çocukları cinsel bir obje olarak görebilen sapkın cinsel tercihin salt hürriyeti tahdit cezası ile önlenemediği, diğer bir deyişle verilen hürriyeti tahdit cezalarının caydırıcılığının bulunmadığı  somut vakıalarda daha  net şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu şahıslar, tekrar eden cinsel saldırıları için kendilerini çoğunlukla ( çok pişmanım, ama  kendime engel olamıyorum çocuk görünce dayanamıyorum beni öldürün ) gibi savunmalarla ifade ederler. Gerçekten böyle düşündükleri için mi yoksa toplumsal kınamayı azaltmak, kendine yönelecek infiali saptırmak amacı ile bu tür beyanlarda bulundukları konumuzu ilgilendirmemekle beraber, serbest kaldıkları tarihten bir süre sonra zarar verecekleri başka çocuk  kurbanın peşine düşecekleri kuvvetle muhtemel bulunduğundan işlediği kesinleşen cinsel saldırı suçuna ilişkin hürriyeti tahdit cezasının infazı sırasında kimyasal kastrasyon işlemine tabi  tutulmaları gerekmektedir.

Tezimi hazırlarken  cezanın bu boyutunun insan hakları ile bağdaşıp bağdaşmayacağı, kanunen himaye edilen temel hak ve hürriyetlerin   çatışması,  üstün hakkın korunması  ilkesi, bu yöntemin failin sağlığına verebileceği zararlar ve sonuçları  ayrı ayrı irdelenecektir.

Kanaatimce  çocuklara yönelik cinsel istismarın önlenmesine ilişkin çalışmalar,  mağdur olan ve  mağdur olmayan çocuklar, aile, okul ve diğer sosyal çevrenin,  bilinçlendirilmesi ve eğitimi, çocuk doktorları acil servis doktorları ve görevlilerin bu konuda bilinçlendirilmeleri, gereken ciddiyet ve azimle yürütülürse  muhakkak ki başarı sağlayacaktır.  Ancak bu çalışmalara ülkemize kıyasen çok daha önce başlamış ve daha tecrübeli, daha ciddiyetle yürüten ülkelerde dahi çocuklara karşı cinsel istismar  tümü  ile engellenememektedir. Cinsel istismarın geniş bir yelpazeyi kapsaması ( sözel istismar, cinsellik çağrıştıran konuşmalar, teşhircilik, röntgencilik, cinsel ilişkiyi izlettirme, cinsel organlara dokunma, şiddet kullanılarak yapılan istismar-- Temel Aydemir yüksek Lisans tezi Cinsel İstismara Maruz Kalan Çocukların Adli Tıp açısından incelenmesi ve Korunması İstanbul 1994-- )  da etken olmakla birlikte, bu pragrafta sayılan tedbirler ve çalışmalar faille ilgili olmayan çalışmalardır. Kimyasal kastrasyon ise istismarcıya hürriyeti tahdit suçu ile birlikte uygulanması gereken  cezai müeyyide olup,  kıyasen daha etkili, caydırıcı, mükerrer cinsel istismar suçlarını önleyici olacaktır.

 



Çocuklara yönelik cinsel istismar faillerine kimyasal kastrasyon cezasının uygulanmasının gerekliliği konusu, beraberinde  öncelikle çocukların cinsel istismarı konusunu  ayrıca bu suç failleri, profilleri, hürriyeti tahdit cezaları ile ıslah olup olmadıkları, çocuklara yönelik cinsel istismarın failinin sapkın cinsel tercihinin hastalık olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususlarının da tartışılmasını gerektirmektedir. Ancak  özellikle istismarcı  her açıdan tezin ana konusudur. Mükerrir hükümlüye uygulanacak kimyasal kastrasyon konusunda az  sayıda bilimsel çalışma vardır. Türk Ceza Kanununda bu konuda hüküm bulunmamaktadır. Dolayısı ile yasal sistemde ele alınabilecek, emsal gösterilebilecek  Yargıtay kararları  da mevcut değildir. Ancak bu cezayı kendi hukuk sistemlerinde uygulayan ülkelerde yayınlanan bilimsel yayınlara ulaşılmaya çalışılacaktır. Hem ülkemizde hem de yurt dışında yapılan bilimsel çalışmalardan yararlanılacaktır. Kartal ve Maltepe Ceza İnfaz Kurumlarında bu  suçtan dolayı hüküm giymiş kişiler için hazırlanacak anket ve profesyoneller ( avukatlar, hakim ve savcılar, bilim insanları ) için hazırlanacak anketler değerlendirilecektir. Ayrıca çocuklara yönelik cinsel suç işleyen hükümlülerin daha önce aynı suçtan kesinleşmiş mahkumiyet alıp almadıkları, cezanın infazından ne kadar süre sonra aynı suçtan dolayı haklarında mahkumiyetle sonuçlanan  başkaca bir dosya açıldığı konularında Adalet Bakanlığı , Devlet İstatistik Kurumundan elde edilecek bilgilerden yararlanılacaktır.  Toplumsal talebin kararlı ve sürekli biçimde otoriteye iletilmesi, anılan cezanın uygulanmasının gerekliliğinin tartışmaya açılması kanatimce Türk Ceza Kanunu’nda gereken düzenlemelerin yapılmasını sağlayacaktır. 

KAYNAKLAR

1.) ÇOCUK İSTİSMARI, TANI VE TEDAVİ   Oğuz Polat  Seçkin Yayınları Ankara 2007
2.) KLİNİK ADLİ TIP       Oğuz  Polat 
3.) ÇOCUK HAKLARI TOPLANTILARI CİNSEL İSTİSMARA UĞRAMIŞ ÇOCUĞA  
     YAKLAŞIM, MUAYENE , DELİLLERİN TOPLANMASI VE ADLİ RAPOR 
      DÜZENLENMESİ                  M. Fatih Yavuz
4.) CİNSEL SUÇLARIN ISLAHINDA GÜNCEL BİR YÖNTEM Zeynep Türkmen-Selda   
      Mercan- Neylan Ziyalar  Suç ve Ceza Türk Ceza Hukuku Dergisi Temmuz Agustos   
      Eylül2008 
5.) ÇOCUKLARIN CİNSEL İSTİSMARDAN KORUNMASI BİR EĞİTİM MODELİ ÖNERİSİ   
      Doktora tezi         Neylan Ziyalar
6.) CİNSEL İSTİSMARA MARUZ KALAN ÇOCUKLARIN ADLI TIP AÇISINDAN  
     İNCELENMESİ VE KORUNMASI     Temel  Aydemir   Yüksek lisans tezi                
Not: İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü 16.03.2009 /6 Yüksek Lisans tez başvuru özetidir.
 

 

HAYVANCILIK

Ülkemizde, temelde   yanlış hukumet politikaları neticesinde hayvancılık yok olma noktasına gelmiştir. Saha çalışmalarımızda görüşmeler yaptığımız insanlar % 100 lük bir oranla,  et fiyatlarının yüksekliğinden şikayet ederken, üreticiler ise para kazanamadıklarından et fiyatlarının yüksek olmasının kendilerine hiçbir getirisi bulunmadığından, yüksek maliyetten, özellikle yem fiyatlarındaki artışların hayvancılığa büyük darbe vurduğundan bahsettiler.

Sadece yem fiyatlarındaki kontrol edilemez artışın değil, başka faktörlerin de et fiyatlarında artışa sebebiyet verdiği kesindir. Sürekli artan fiyatlar karşısında  halk güya ucuz et yesin diye sözde tedbir alınarak  sığır ithalatı yapıldı. Ancak yerli ırkın etindeki lezzetle kıyaslanamayacak kadar kötü ve ucuz da  olmayan bu sığırların ithalatı beklenen faydayı sağlamadı, küresel sermayeye biraz daha para kazandırmaktan başka hiçbir işe de yaramadı.

Hayvancılık sektöründeki sorunların çözümü mümkündür. MHP bu sorunların keza   ülkemizde  planlı olarak hayvancılığın yok edilmek istendiğinin farkındadır. Buna göre
    
1.)    Özellikle küçükbaş hayvancılıkta verimi düşük ırklar ıslah edilmelidir.

2.)    Yem fiyatlarını  stabil halde tutacak politikalara öncelik verilmelidir. Bu kapsamda meralar, yaylalar, yaylaklar, çayırlıklar ve benzeri sahalar  koruma altına alınmalıdır. Bu sahalara ve 1 kilometre çevresine   hafriyat dökümü yapılması,  kafeterya, kır gazinosu, lokanta  vs gibi yerler kurulması kesin olarak yasaklanmalıdır.

3.)    Hayvan üreticisi ile nihai tüketici arasında lüzumsuz aracılar devreden çıkarılmalıdır. Üreticiler bu bağlamda örgütlenmek zorundadır. Üretici birlikleri sadece hayvancılık alanındaki sorunların çözümlenmesine odaklanmalı, başkaca iştigal konusu olmamalıdır.

4.)    Devlet, bütün çiftçileri zorunlu eğitim programlarına tabi tutmalıdır. Programlar sürekli revize edilmeli, hayvancılık alanında kendini kanıtlamış  gelişmiş ülkelerdeki çalışmalardan ve sonuçlarından çiftçilerimiz bilgilendirilmelidir.

5.)    Küçük işletmeler, rekabet edebilecek konumda bulunmadıklarından son derece sağlıksız, hijyen dışı şartlarda üretim yapmaktadır. Küçük işletme olmak ayrı, buna rağmen olması gereken koşullar altında çalışmamak ayrı bir konudur. Büyük işletmeler, küçük işletmelere tahammül göstermek zorundadır. Büyük işletmeler, ülke yararına küçük işletmeleri rakip olarak görmemeli, bu işletmeleri  temiz, hijyenik , bilimsel şartlarda hayvan üretmeleri için teşvik etmelidir.  Bu konuda birlik olmaktan başka çare aranmamalıdır.

6.)    Hayvanların  üretim, bakım, tedavi, kesim  için geleneksel yöntemlere değil, bilimsel yöntemlere müracaat edilmelidir.

7.)    Türkiye’de sağlıklı dişi hayvan kesimi 5  yıl için yasaklanmalıdır. Yeterli nüfus sağlandıktan sonra sağlıklı dişi hayvanların kesimi ancak 5 yılda bir yapılmalı ve kesime kota konulmalıdır. Dişi nüfusun en fazla % 2 bu yıl için kesilebilir gibi izne tabi tutulmalıdır. Kesimler yazılı izinle ve gözetim altında yapılmalıdır.

8.)    Kentlere göç teşvik edilmemeli, bilakis köyler ve çiftliklerde yaşam desteklenmelidir. Bu da gençlerin bulundukları yerde de çalışmaları ve para kazanmalarına keza sosyal ve kültürel aktivitelerde bulunabilmelerine olanak sağlanması ile mümkün olacaktır.

    
* Kadın cinayetlerinin önlenmesine yönelik tedbirler
* Çocuk cinayetlerinin önlenmesine yönelik tedbirler

* Çocuk istismarının önlenmesi amacıyla yasa teklifimiz

* Nüfus Politikası
* Uyap, Mernis , Takbis, E Devlet ve diğer kritik bilgileri taşıyan sistemlerin ağ dolaşımı sırasında yabancı devlet sistemleri tarafından girişiminin önlenmesi

* Kimlik avı yapmak sureti ile nitelikli dolandırıcılık cürmünü itiyad haline getiren çıkar amaçlı çetelerle mücadele için alınabilecek tedbirler
 

 
 
 
Hakkımda Çalışmalarım İstiklal Marşımız Gençliğe Hitabe 24. dönem Milletvekilliği Seçim Çalışmaları Basında Biz