ANADOLU ADLİYESİ HAYAL KIRIKLIĞI MI? (2)

İlk bölümde bu konuya devam edeceğimi aktarmıştım hatırlayacaksınız. Adliye binası, tam da olması gerektiği gibi çok büyük.

İlk bölümde  bu konuya devam edeceğimi aktarmıştım hatırlayacaksınız. Adliye binası, tam da  olması gerektiği gibi çok büyük. O nedenle  her soruna anında vakıf olmak mümkün olmuyor. Sorunlarla karşılaştıkça veya karşılaşanlarla görüşürken  bir kenara not alıyorum  değerli okurlarım için.

Tüm adliye binalarının tek bir yerde toplanması gerçekten  çok isabetli oldu. Ancak  inşaatın yapımı sırasındaki hatalar can sıkmaya devam ediyor. En iyisi,  sıraya önem atfetmeden,  madde madde  sıralamak olacak herhalde.

*A blok  eksi 1.  Otopark  çıkışındaki kapan,  eğimin tam dibine yapıldığı için pek çok aracın altı  vuruyor ve zarar veriyor. Bu tehlikeyi  fark edip geriye gitmek istediğinizde kapan zaten izin vermiyor. Zorlarsanız lastikleriniz parçalanacak,   aracın altını vurmayı göze alıp zor bela çıkıyorsunuz. Bunu bir  kaç kez daha tekrarlarsanız aracınızı hepten kaybedebilirsiniz de .

*Daha önce de belirtmiştim her katta baro odası yok,  avukatlar cübbe almak,  duruşmaya yetişmek,  sonra tekrar  birkaç kat inip yada çıkıp o cübbeyi geri bırakmak için resmen helak oluyorlar.

*Ön büroların oluşturulması ve bunun düşünülmüş olması kelimenin tam anlamı ile mükemmel ve çok zekice.   Özellikle Asliye Hukuk Mahkemelerinin ve Aile Mahkemelerinin  ön bürosu  çok kalabalık,  ön bürolarda bazı günler  çok uzun kuyruklar oluşuyor. Hukuk mahkemelerinin bulunduğu bölüme de  tevzi  ve vezne kurulması isabetli ve faydalı olacaktır.

*Yükseklik korkusu olanlar en  üst katlardaki yürüyen merdivenleri kullanamıyorlar.

* Tüm mahkemeler özellikle Salı ve Perşembe günlerine  duruşma veriyorlar. Bu nedenle Salı ve Perşembe günleri adliyede aşırı  yoğunluk oluyor.  En azından Salı ve Perşembe günleri asansörlerin klimaları daha yüksek kapasitede  çalıştırılmalıdır. Çünkü boş bir asansör bulabilmek nerdeyse imkansız,  tıklım tıklım dolu asansörlere  yarım saat bekleyip binmek zorunda kalıyorsunuz. Bazen içerdeki yoğun sıcaktan  ve kokudan  nefes almak bile zor oluyor.

*Asansörler dışardan düğmeye basanların taleplerine göre ayarlanmış sanki. Asansöre önce siz bindiniz diyelim,  (bilmeyenlere not:  merdivenle bazı katlara çıkmanız mümkün olmadığı için mecburen asansöre biniyorsunuz. ) gitmek istediğiniz katın numarasına bastınız, sizin neye bastığınız çok önemli değil, o yine çağrıldığı  kata gidiyor, ondan sonra bir daha çağrıldığı kata iniyor,  birkaç kez daha bu oluyor ondan sonra sırası ile katlara çıkmaya başlıyor. Bu arada tıklım tıklım dolu olduğu için binemeyeceği kesin olanların bastığı düğmeler yüzünden lüzumsuz yere birkaç katı daha ziyaret ediyorsunuz. Bu nedenle adliyede  en fazla zaman  kaybettiren olgu,  aslında asansörler. Yoğunluğun arttığı Salı ve Perşembe günleri kaybettiğiniz zaman salt asansörden dolayı ortalama 20 dakikayı buluyor. ( bekleme , asansör bulma, binme, gereksiz yere çok sayıda katta durma,  her katta bir iki dakika  bekleme , içerdekilerin ve dışardakilerin birbiriyle  bakışması, binemeyiz değil mi, yok dolu şeklindeki soru ve cevapların değiş tokuşu, özellikle kapalı bayanların çocuklarla üstelik tıklım tıklım asansöre  yine dahi son anda kendilerini fırlatmaları, asansörün  zır zır ötmesi, milletin yok artık bu kadar da olmaz bakışları,  herkesin havalara doğru  baktığı bir durumda  içerdeki şövalyelerden bir kişinin gözlerini devirerek kendini dışarı atması,  fırsat bu fırsat deyip içerdekilerin  asansörün kapısı kapansın diye düğmelerin üzerine üst üste basmaları , şükür hareket etme,  birkaç katta daha aynı sahneler , asansörden iniş,  çıktıktan sonra bir kenara çekilerek sağını solunu kontrol edip yamulmuş  gömleğini, kabarmış  saçını başını düzeltme, derin  bir soluk alma, tekrar çalışmaya devam etme )  

* Ön bürolardaki numaratörler sık sık arıza veriyor.

*İcra  Müdürlüklerinde de numara alma sistemine mutlaka  geçilmeli. Çünkü hiç kimsenin kendi sırasına riayet  etme kaygısı yok, bazı icra dairelerinde bankolar tamamen kapatılmış o yüzden işiniz müdür veya müdür yardımcılarından biriyleyse örneğin havale alacaksanız vs bankonun öbür yanından derdinizi anlatana kadar akla karayı seçersiniz. Bankonun arkasındaki  memurun önü mutlaka tıklım tıklım dolu herkes aynı anda  işini yaptırmaya çalışıyor. Danışma değildir yazısına rağmen dışardaki danışmanlara değil de  ısrarla daire içindeki kişilere danışıp bir de öyle vakit alanları sayarsanız tahammül sınırlarında gezer durursunuz.

*Bazı icra dairelerinde personel sayısı çok yetersiz.  Bu da yığılmalara sebebiyet veriyor.

*Kalemlere geçiş yapılması için öngörülen uzun koridorlara tek giriş çıkış var.  Tek giriş çıkış cidden lüzumsuz yorgunluktan ve zaman kaybından başka bir şey değil. Hiç değilse koridorun en sonundan da bir giriş çıkış verilse çok iyi olur. Avukatlar sadece bir iş için değil, gelmişken  diğer  işleri için de adliyede çalışıyorlar. Düşünün her bir kaleme ulaşmak için harcayacağınız zamanı, işin kendisi belki 5 dakika bile sürmüyor ama o işi yapabilmek için harcadığınız zaman yarım saati buluyor. Özel durumlu (bedensel engelli ) avukat arkadaşım Sn. Turgay Özcan  gibi meslektaşlarımız çok mağdur oluyorlar. Koltuk değnekleri ile yaklaşık  800 metreyi bulan bir koridorun en sonundaki kaleme gidip sonra tekrar o mesafeyi katedip başka bir kaleme gitmek için çaba sarf ediyor. Başka  bir giriş çıkış noktası yapılamıyorsa bile hiç değilse bedensel engelli vatandaşlar veya avukatlara mahsus olarak  bu kural biraz esnetilebilir. Onlara duruşma yapılmayan salonlardan veya eğer imkan var mı bilemiyorum ama  acil çıkış kapılarından giriş çıkış izni verilmeli.

 Kaynak

Sizin de önerileriniz olursa aktarabilmem için mail atabilirsiniz.
 

 
 
Hakkımda Çalışmalarım İstiklal Marşımız Gençliğe Hitabe 24. dönem Milletvekilliği Seçim Çalışmaları Basında Biz