DÜZELTMEZSEK HEP YALNIZ YÜRÜYECEKSİN

Türkiye İstatistik Kurumunun 2012 verilerine göre Türkiye’de sadece 2012 yılında 91.488 çiftin boşandığı  tesbit edilmiş.  Bu çok önemli bir rakam. Boşanmak amacı ile gelen kişinin ileri sürdüğü gerekçe esasen evliliği tahammül edilemeyecek kadar ağır bir sıkıntıya soktuğu net ve açık bir şekilde  ortada değilse müvekkil adayı ile  boşanmaktan vazgeçmesi için görüşme yaptığım çok olmuştur. Elbette boşanma için gelen insanı boşanmaktan vazgeçirmeye çalışmak, sorunun çözümlenebileceğini , tekrar denemekten zarar gelmeyeceğini  konuşmak, insanların size boşanmak için geldiğini dikkate aldığınızda  biraz garip bir durum. Ama ortada özellikle  küçük çocuklar varsa tarafları bir daha düşünmeye sevk etmek bana daha doğru gibi geliyor.

Kendisi sigara içmediği için eşinin de sigara içmesini istemeyen ve gizlice eşini  işyerinde  sigara içerken yakaladığı için salt bu nedenle boşanmak isteyen bir koca , çok çalışmaktan başka bir kusuru varmış gibi görünmeyen,  eve bu nedenle sık sık geç gelen, ancak ne zaman aransa ve hatta aniden işyerine gidilse  işyerinde bulduğu  kocasını boşamak isteyen bir kadın, ciddiyetle iş aradığı halde kendi vasıflarına uygun şartlarla iş bulamayan kocasından boşanmak isteyen bir kadın, yıllar içinde  aklıma ilk  gelenler ve onlarla  kararlarını  bir kez daha düşünmeleri  için nerdeyse bir saate yakın konuştuğum için hiç pişman değilim. Bu dosyaları alamadım ama belki birbirlerine biraz daha anlayış göstererek sorunu çözebileceğini görmeleri sayesinde en azından birkaç ailenin daha yıkılmadığını kesinlikle biliyorum.

Pedegog olduğum iddiasında değilim. Ama küçük çocukların anne ve baba arasındaki onların tanımlayamadığı  gerginlikten dolayı  boşandıkları zaman, kendi hayatlarında doğacak boşluğu anlayabildiklerine  inanmıyorum. Çocuklar doğal olarak birbirleri ile de sık sık kavga ederler, hatta birbirlerine vururlar,  küserler ve sonra yine barışırlar. Dolayısı ile kendi gözlerinin önünde anne ve babasının birbirlerine karşı şiddet kullandıklarını görse bile çocuk,  eninde sonunda onların tekrar barışacağını düşünür. Bütün bunların kendi  dünyalarını  alt üst etmesine hiçbir anlam veremez. Bir akrabamın küçük çocuğu babasının kendisine (bir daha o kadına anne demeyeceksin) diye sıkı sıkı tembihlediğini ama annesini çok sevdiğini, korkudan babasının yanında, annesine anne diyemediğini bana anlatmıştı. Ona çocukların duasının kabul edileceğini, çünkü çocukların aslında melek olduğunu anlatmışlar, o da sürekli dua ediyordu, annesinin ve babasının barışması için. Eğer uslu ve çalışkan bir çocuk olursa elbette bir gün Allah duasını mutlaka  duyacaktı. Bir gün barışacaklar değil mi diye sorup dururdu. İçinde hep bir umut vardı, özellikle bayramlarda çok sevinirdi, neticede tüm aile bir araya geliyordu ,  birileri  onun da fikrini sorabilir, söylediğinde hiç kızmaz, bu sorunu çözebilir ve onları barıştırabilirdi.  Ama yıllar yılı bayramlar gelip  geçtikçe, onun da  umudu azaldı,  veli toplantısına kimsenin gelmemesi veya karne günleri  okul çıkışına herkesin anne ve babası  geldiği halde onun hiç kimsesinin gelmemesi sonunda gözlerindeki ışığı söndürdü. Artık barışacaklar mı diye sormuyordu. Dualarım neden kabul edilmiyor diye sormuyordu . Ne annesini ne babasını bu konuda hiç affetmedi.

Kalabalıklar içinde hep yalnız yürüdü.

Büroma boşanma davası için görüşmeye gelen anneler, genellikle bırakacak kimse bulamadıkları için  yanlarında   küçük çocuklarını da getirince  içime derin bir üzüntü giriyor. Bir kenara çekilip resim çizer gibi veya başka bir şeyle oynar gibi yapıyorlar sessizce. Onları bilgisayarda oyun oynasınlar diye diğer odaya gönderiyorum ama birkaç dakika sonra tekrar geliyorlar. Çizdikleri resimlerdeki renklerle, yapılan   konuşmanın iç karartıcı görüntüsü birbirine paralel gidiyor. Sürekli annelerinin gözlerinin içine bakıyorlar. Konuşurken annenin gözleri  benim üzerimde,  benim gözlerim  ise sık sık  küçük çocuğun gözleri  üzerinde.  Ben bu bakışları bir yerden tanıyorum,  daha önce ne çok gördüm. Bir mucize bekleyen,  ne olur vazgeçsin boşanmasın, neden kimse bize  yardım etmiyor diye sessiz çığlıklar atan  bakışlar. Anne ise  kendi üzüntüsüne, acısına öyle dalmış ki küçük çocuğun neden sürekli onun koluna sarıldığını, elini tuttuğunu, yüzünü öptüğünü düşünemiyor. O bana anlatıyor, soruyor, anlatıyor, ona göre çocuk o sırada sadece onun konsantrasyonuna engel oluyor.

O yüzden iki de bir onu,  otur çocuğum şuraya diye uyarıyor. Küçük çocuğun benden hiç umudu yok, arada bir ters ters bana bakıyor. Gönlünü almak için ne kadar renkli fosforlu kalemler varsa veriyorum ona,  gözlerim rica ediyor lütfen bana kırılma . Kendisini sürekli koltuğu oturtan annesinin yanından uzaklaşıyor, küskün.

Eğer ailede bir tarafın diğerinin canına,  namusuna  kasdetmek veya kendi evlatlarına zarar  vermek , kumar, uyuşturucu gibi tüm aileyi yok edecek  kötü alışkanlığa sahip olmak gibi çok esaslı nedenler  varsa,  burada aileyi korumak için  tartışılması  gereken  bir şey zaten yoktur. Bu evliliğin sürmesinin taraflara ve çocuklara hiçbir faydası olmadığı gibi zarar verir. Ancak bazen gördüğümüz gibi aslında biraz gayretle çözümlenebilecek uyuşmazlıklardan dolayı tarafların özellikle de küçük çocukları varsa hemen boşanmaya teşvik edilmeleri hiç doğru değil. Bu konuda aileyi sorunlarını çözmek konusunda yalnız bırakmak veya sadece yaşlı aile büyüklerinin kararına bırakmak da hatalı olur. Bazı durumlarda salt  aile terapisti ile yapılacak görüşmelerin tek başına bir işe yarayacağına inanmıyorum. Örneğin ağır  ekonomik sıkıntılar yüzünden  şiddetli geçimsizlik yaşayan bir aile, sabah akşam  evlilik terapistine  gitse ne olacak ? buzdolabı bomboş , iş yok, ekmek yok, çocuk okula giderken cebine koyacak 1 tl bile yok, bu ailenin sorunu tek başına terapistin yardımı ile çözülür mü ? Ailenin gerçekten korunması gerektiğine inanıyorsak (boşanmalar neden artıyor?  bu kadınlar da hiçbir şeyden memnun olmuyor ? sanki boşandıktan sonra  bulduğu  daha iyi olacak  ? bu erkekler de  biraz para bulunca hemen karısını aldatıyor, öylesine  yozlaşmışlar ki cebine para girer girmez ailesinden sakladığını elalemin kadınlarına yediriyor vs )  gibi klişeleşmiş,  tamamı da sorumluluktan kaçmayı hedefleyen, suçlayıcı şablonları bir kenara bırakıp multidisipliner bir sistem oluşturmamız gerek. Aileyi korumak, o çocukları  kendine güvenen, öz saygısı yüksek, topluma ve bireylere saygılı,  başarılı insanlar olarak yetiştirmek  tek başına  evliliğin taraflarına yüklenemeyecek kadar önemlidir.  

Vazgeçirmek konusunda ne kadar başarılı oluyorum bilemem. Ama en son eşi ile  arasında hiçbir sorunu olmayan, çocuklarını da çok seven,  sadece kocasının cep telefonuna  yanlışlıkla gelmiş olabilecek tek  bir cep telefon mesajı yüzünden aldatıldığından şüphelenen, başkaca da hiçbir delil  bulunmayan olguda anneyi boşanma kararını bir kez daha gözden geçirmesi için ikna ettim.  Eğer günün birinde hiç cevap vermeyen ve bir erkeğe ait telefondan gelen cep mesajı dışında daha ciddi bir delil bulursa,  elbette yasal haklarını arayacak ama bu aşamada boşanmanın mutlak zorunlu olmadığına görüşmelerimiz neticesinde karar verdi. Görüşme bitip de bürodan ayrıldığında penceremden  onun yolda  ağır ağır  gidişini izledim. Büromdan uzaklaşırken,  evindeki üç evladına yaklaşıyordu. Eğer arkasını dönüp  geriye  bakmış olsaydı ,     gülümsediğimi görecekti.

 

Kaynak

 
 
Hakkımda Çalışmalarım İstiklal Marşımız Gençliğe Hitabe 24. dönem Milletvekilliği Seçim Çalışmaları Basında Biz