HİÇ KUDUZ AŞISI YAPTIRDINIZ MI?

Dikkat ettim de ne zaman bilerek veya farkında olmadan iyilik yapmış olsam mutlaka ama mutlaka cezalandırılıyorum.

KUDUZ  OLMADAN DA KUDURABİLMENİN EN KESTİRME YOLU KUDUZ AŞISI YAPTIRMAYA ÇALIŞMAK  OLABİLİR. AMA BU KEZ VİRÜSTEN DEĞİL SİNİRDEN !

Dikkat ettim de ne zaman bilerek veya farkında olmadan iyilik yapmış olsam mutlaka ama mutlaka cezalandırılıyorum. Üç gündür işyerimin  bodrumunun  kenarından  ciyaklayan yarı vahşi  kedi yavrusu, ordan çıkıp cadde kenarındaki  araba altlarına girmeye başlayınca ezilecek endişesi ile zor bela yakalayıp  evin  bahçesine koydum. En azından araba altında ezilmez, zaten insanlardan biraz da kaçıyor, yaklaşmaz çocuklara, bir şey olmaz dedim. Aferin bana,  çok iyi ettim.  Sen daha ilk gün yemeden içmeden  git çocuğu tırmala. Elbette, niye  olmasın? Kendi kendime,  söylene söylene aşı yaptırmak üzere hastanenin yolunu tuttum elbette.  İyi oldu sana , kedi yavrusunu ezilmekten kurtarmak sana kalmıştı değil mi? Şimdi bu kadar işinin arasında git aşıları yaptır bakalım, sen  bunu hak ettin çünkü .

Nerdeyse 14-15 yıl önce de kuduz aşısı yaptırmıştım. Önce doktor muayene etmişti, sonra aşının gerekli olduğuna karar vermişti, ondan sonra eczaneden buz içinde Pasteur ‘un kuduz aşısını almıştık, özel bir hastanede düzenli olarak yaptırmıştık. Biraz zaman ayırabilirsem  kayıtlarını bile bulabilirim. Ben bu kez de öyle olacak sanıyordum.

Şimdi bu yazacaklarım aynen vakidir. En ufak bir abartma yoktur. Hem başınıza böyle bir risk gelirse hazırlıklı olun sinirden hastalanmayın, hem de  bu kadar zulum çekmektense kediden köpekten özellikle çocukları uzak tutun diye aktarıyorum.  Benden anlatması , seçimlik hak elbette sizin.

Kuduz aşısı şimdi sadece belirli hastanelerde yapılıyor. Özel hastanede yaptırmak mümkün değil. Nedenini ben çözemedim. Sizi mutlaka bu  hastanelerden birine zorunlu yönlendirdiklerine göre, özel hastanede yaptırma imkanı tanımadıklarına göre  herhalde en iyi şekilde de hizmet veriliyor olması gerekir  değil mi ? Buyrun, kararınızı  okuduktan sonra verirsiniz. 

Bana en yakın olanı Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesiydi.
O yüzden bu hastaneye gittim.  Önce otoparktan acil bölümüne kadar yürüdük, elimde metreyle milim milim  ölçmedim ama  herhalde arada   2 kilometre rahat vardır  ,  bu konuda  ortada doğru yere yönlendirecek  insanlara boş yere vakit kaybettirmeyecek , yormayacak tabela vs olmadığı için, doğal olarak    acil bölümünde hasta kayıt –kabule gittik, çünkü kaydın orada yapılacağını sanıyordum. Ama hayır,  kuduz aşısı için Suzan Yazıcı aciline gitmeniz gerekirmiş , bunu ancak  orda öğrenebildik,  ordan çıkıp tekrar yürümeye başladık. Bu iki bina arasında da herhalde bir 250-300  metre vardır, Suzan Yazıcı acilinde kayıt yaptırdık, ondan sonra sizi aynı  bina içinde genel cerrahi bölümüne gönderiyorlar, epeyce bir yürüyüp genel cerrahi bölümüne varınca  size çocuğun  tetenos aşısı olup olmadığını soruyorlar yoksa tetenoş aşısı yapılıyor. Tabi bu size acilde hasta kabul bölümünde sorulup, eğer tetenos aşınız yoksa genel cerrahiye  yönlendirilmeniz de mümkündü. Ama olmaz elbette, vatandaşı iyice bir terletmek gerekir.  Ben de  bekliyorum ki aşıyı yapsınlar. Hayır,  kuduz  aşını  burada değil,  aşağı yukarı bir kilometre daha  yürüyerek gideceğiniz başka bir  binada enfeksiyon hastalıkları  bölümü varmış 9. Katta , orada vuracaklarmış. Bu arada hatırlatmaya gerek yok ki yanınızda aşı olmamak için ağlayan, direnen  ve yürümekte zorlanan küçük bir çocuk var ve siz küçük bir  çocukla birlikte güya aşı için geldiğiniz bir yerde habire yol tepiyorsunuz. Geleli nerdeyse bir saat olmuş daha aşı yapılacak .  Daha küçük çocuklarla gelenler de mutlaka olmaktadır.  Kapısına haciz alacaklısı dayanmış gibi sempatiyle  (!)   bakan görevli ,  kuduz aşısını yapılacağı   yeri  bana tarif ederken içimden (-- Ya Allah’ ım sen büyüksün, herhalde ya  sabrımı sınıyorsun yahut  bakalım aşı yapılana kadar  hangisi önce kuduracak ?  annesi mi yoksa çocuğu mu  diye  teste tabi tutuluyoruz ) diye düşünmekten kendimi alamadım.

Oradan da çıkıp bu kez enfeksiyon hastalıkları bölümünün olduğu binaya doğru yürüyoruz. Ha gayret,  biraz daha savaşırsam bu iş olacak gibi . Binaya geldik,  mesai saatleri içinde ikinci katta , hafta sonları ve mesai saati dışında ise 9. Katta aşı vuruluyormuş. Zahmet edip de hiçbir yere  açıklayıcı,  aydınlatıcı panolar küçük tabelalar yazılmamış bu konuda  . Ne kadar zor olabilir acaba  birkaç tane küçük panoya bilgilendirici yazılar yazıp görünen yerlere astırmak, dikkat çekmek ? Sonunda   küçük, boğucu ve gerçekten hijyenik olmayan bir bölmede,   oraya kadar sağ salim gelebildiyseniz ve hala da mücadeleden vazgeçmediyseniz   aşı yaptırıyorsunuz.

( Halbuki bu çocukların tırmık izi veya diş izi dışında bir sorunları yok, büyük olasılıkla tırmalayan kedi de kuduz çıkmayacak ama kimse riske atmak istemez haklı olarak. Dolayısı ile bu çocukları , çok ciddi ve kolayca da  bulaşabilen yüzlerce hastalık  taşıyan kalabalığın   tam içine sokulmalarına, ordan oraya süründürülmelerine hiç   gerek yok. Bindiğiniz asansörde elli kişi mikrop bırakmış olabilir. Neticede hastanedesiniz.   Oysa hastanenin  bahçesinde bir sürü geniş, uygun,  bomboş alanlar var, giriş bölümüne yakın bir yere tamamen bağımsız  prefabrik,  tek katlı bir yapı yaptırılarak,    sadece  kuduz aşısı için tahsis edilerek,   hasta kabul ve kayıt, muayene,  tetenos ve  kuduz aşısı hepsi bir yerde yapılabilir. Tek katlı,  prefabrik,  üç odalı bir yapı  yapmak  profesyonel güvenilir  bir şirketin sadece bir ayını alır.  Bunu yapmak hiç ama hiç  zor değil, fakat önce  sorun çözmeyi gerçekten istemek gerekir, çocukları sevmek, değer vermek, bu zulmü hak etmediklerine,  en iyisine layık olduklarına  inanmak gerekir.  )

Bu arada berbat bir savaşın sonunda güzel haber, nerdeyse çöl ortasındaki vaha sayılabilir,  hemşire çok iyi , daha iğneyi görünce çığlık atmaya başlayan çocuğuma sabırlı ve anlayışlı davranıyor. Teskin ederek,  anlatarak, canını yakmadan iğneyi yapıyor. Seyrederken iğnenin battığını bile  hissetmediğini fark ediyorum aslında korkudan ağlıyor. Hemşirenin profesyonelliği   sonraki iğneler için harika  bir davranış çünkü   iki iğne daha var, eğer ilk iğnede canı çok yanarsa  sonrakilerde günün başında ağlamaya başlar, bu da  iyi  bir şey değil .

Aşı yapıldıktan sonra diğer aşılar için gün çizelgesi hazırlanırken gözüm aşı kutusuna takılıyor. (Sen hemşirenin iyi olduğuna sevinirsin öyle mi ? ille de sevinecek bir şey bulmak zorundasın değil mi? Ben sana herhangi bir konuya  sevindiğini belli etme, hemen mutlu olma, burnundan fitil fitil gelir demedim mi? Al sana) Aşı ABHAYRAP isimli, Hindistan’da Tamil Nadu denilen bir yerde üretilen kuduz aşısı.

Kuduz aşısı Hindistan’da üretiliyor.  Daha önce  Sağlık Bakanlığı’na yazdığım bir şikayet dilekçesinde bu aşı için de şikayette  bulunmuştum. Kuduz gibi çok tehlikeli ve geri dönüşü olmayan tedavisi mümkün bulunmayan bir hastalığın aşısının Hindistan’da üretilmesini çok riskli buluyorum. Bu aşı ayrıca özellikle küçük çocuklarda çok   yüksek ateş ve kol ağrısı, kırgınlık, gribe benzer belirtiler yapıyor. Az yukarda da bahsettiğim gibi 14-15 yıl önce  diğer çocuğuma yapılan ve kutusunu bile sakladığım  Pasteur kuduz aşısı ise hiçbir şekilde  ateş ağrı hiçbir şey yapmadı. Peki neden ateş yapmayan, güvenilir saygın bir  aşı şirketi tarafından üretilen kuduz aşısı değil de Hindistan’da üretilen yüksek ateş ve kırgınlık yapan  kuduz aşısı tercih ediliyor. Bunun sebebi nedir bilemiyorum ama ilk aklıma gelen belki de  fiyatının diğerinden çok  daha ucuz olması, dolayısı ile maliyetinin düşük olması,  kuduz  aşının ücretsiz yapılması yüzünden mümkün olduğu kadar maliyetlerinin düşük tutulma kaygısı olabilir. Sebebi ne olursa olsun çok büyük bir risktir.  Özellikle küçük çocukların devamlı kedi köpekle haşır neşir olmak zorunda kaldığı,  sokak hayvanlarının kontrol altında tutulmadığı ülkemizde  salt maliyeti düşük tutmak amacı ile  her açıdan üçüncü dünya ülkeleri arasında kabul edilen Hindistan’dan aşı ithal etmenin çok büyük sakıncaları var. Ayrıca  üretim aşamalarında Bakanlık yetkilileri yerinde denetim yapıyorlar mı? Acaba Hindistan’da bu denetimler yapılıyor mu ?  Neden hasta haklarına saygı gösterilip kişilere güvenilir bir başka aşıyı kullanma hakkı tanınmıyor da  zoraki Hindistan üretimli bir aşı yapılıyor ? Ücreti ne ise alınsın, vatandaş kendi tercih ettiği aşıyı vurdursun. Kimse bedava bir aşı istemiyor zaten. Ücretsiz olacak diye de hangi şartlar altında üretildiği belirsiz, güvenemediğimiz  bir aşıyı küçücük çocuklara  kullanmak zorunda değiliz. Hepimiz samimi olalım,  kendi çocuğunuz ısırılmış olsaydı,  küçük çocuğunuza Hindistan üretilmiş bir kuduz aşısını mı   yoksa herhangi bir Avrupa ülkesinde üretilmiş kuduz aşısını mı vurdurursunuz ? Evet   işte bitti.

 

Kaynak

 
 
Hakkımda Çalışmalarım İstiklal Marşımız Gençliğe Hitabe 24. dönem Milletvekilliği Seçim Çalışmaları Basında Biz