KARA VEBALI RUHLAR

Çok eskiden tüyler ürpetici bir film seyretmiştim.

Biyolojik silah olarak tasarlanan ve laboratuvarda üretilen bir virüs, bir şekilde suya karışarak toplumdaki erkek bireylerin sadece kadınlara saldırmasına ve öldürmesine neden oluyordu. İlk önce basit sözlü ve fiziksel saldırılar olarak başlıyor, sonunda cinayetle noktalanıyordu. Virüs bulaşan erkekler, canından çok sevdiği kendi kızını , eşini, kız bebek torununu bile katlediyordu. Bilim insanlarının çare bulmasına vakit dahi kalmadan  tüm kadınları öldürmeye başladılar, sonunda hiç kadın kalmadı. Seyrederken sanıyordunuz ki tüm kadınlar öldürünce artık film bitecek ama bitmedi, yaşlı erkekler toplumda öldürülecek kadın, kız çocuk, kız bebek kalmayınca bu kez çok genç erkekleri, erkek bebekleri öldürmeye başladılar, film böyle bitti.

Hadi canım yok artık, hiç böyle şey olabilir mi diye düşünürken kısa bir süre sonra da National Geographic kanalında meyve sineklerinin aşırı üremesini durdurmak amacı sadece erkek meyve sineklerinde etkili olacak bir hastalık geliştirilerek dişi meyve sineklerinin erkek sinekler tarafından öldürülmesi neticesinde, popülasyonun nasıl kontrol altına alındığı aktarıldı. Eğer insan olsalardı soykırım derdiniz. Bu bilgiler çok rahatlıkla teyid edilebilir.

ABD, Almanya, İngiltere gibi bazı ülkelerde her türlü komplo teorisi de dahil olmak üzere geleceğe yönelik teorileri  düşünen ve ortaya koyanlara binlerce dolar maaş verildiğini okumuştum. En akıllı, en zeki, araştırmacı, geniş bir dünya görüşüne sahip erkek ve kadınları işe alıyorlar, bu insanlar sadece masa başında oturuyorlar, tüm dünyadaki gelişmeleri dikkatle takip ediyorlar, salt dünya liderlerinin konuşmaları, uluslararası toplantılar vs değil, toplumların vücut dili, ticaretler, evlilikler, savaşlar, genetik hafıza, soykırımlar, hastalıklar, bilimsel araştırmalar, aklınıza gelecek gelmeyecek her türlü vakıayı kayıt altına alıyorlar, yaptıkları tek şey beyinlerini çalıştırarak olası  bağlantılar kurmak ve ileride neler olabileceğini düşünerek teoriler üretmek. Onlardan istenen tek şey bu. Kurulan teorilerin mutlaka doğru çıkması veya yüzde yüz doğru çıkması da gerekmiyor. Hiç sorun yok, binlerce teoriden birkaç tanesi bile isabetli çıksa yeter. Ama bizim ülkemizde komplo teorisi üretene mahallenin delisi gözüyle bakılır. O yüzden şansımı hiç zorlamayacağım. Zaten  belirli kalıplar altında yetişen ve tek tip eğitim alan benim gibi sıradan insanların bunlara inanması için bir film ve bir belgeselden daha fazla ve somut kanıtlar lazım. Komplo  teorisyenleri için zor bir çalışma ortamı olurdu, ama eğer varsa eylem kurucular için bir cennet.

Müslüman ülkelerde ve bazı az gelişmiş hızlı nüfus artışı olan üçüncü dünya ülkelerinde nüfus artış hızını kontrol altında tutmak için durup oturup her sene domuz gribi, sars  virüsü, kuş gribi, dang humması gibi hızla yayılan, kontrol altına alınana kadar epey başarı sağlayan virüslerden söz etmeyeceğim veya 2002 yılından önce ismi bile Türkiye'de doğru düzgün bilinmiyorken birden bire  her sene sezonluk kıyımlar yapan Kırım Kongo Kanamalı Hastalığı' na ( Asya Ebolası ) yol açan mikrobu taşıyan kenelerin ne ara Türkiye topraklarında yaşamaya karar verdiğini tartışmayacağım.

Ama Türkiye'de kadınlara yönelik fiziksel saldırı, cinayet, tecavüz , taciz gibi haberlerin altına yazılan okur yorumlarını incelediğinizde nerdeyse % 85 nin bu tip saldırıların sanki sadece Müslüman ülkelerde olduğu, çünkü İslamiyet'in kadına hiç değer vermediği, itibarsızlaştırdığı, kadını insan yerine koymadığı, bunun bir sonucu olarak da  Müslüman ülkelerde kadınlara yönelik bu şiddetin hiç ortadan kalkmayacağını yazdıklarını görebilirsiniz. Bu bana biraz kolaya kaçmak gibi geliyor. Eğer siz bir Müslüman olarak baştan böyle düşünürseniz,  yabancılar İslamiyet'i kadın düşmanı ve kadını toplumdan tamamen silmeyi hedefleyen bir din olarak gördüğünde onları eleştirmeye hakkınız kalır mı ? Bunun dinle inançla hiçbir ilgisinin olmadığını fark etmek için sadece yüzeysel bakmaktan vazgeçmek yeter. Eğer kadın cinayetlerini İslamiyet' e bağlayacak olursak Hindistan'daki cinayetleri neye bağlayacağız ? Cinayetin iyisi olmaz elbette, ama Hindistan'da yapılanlardan daha adice ve vahşice olanı da aramaya gerek yok. Bütün dünya basını Hindistan'da  tecavüz edilerek diri diri yakılan kadınları , hatta bebek denecek kadar küçük çocukların haberlerini yaptı. Ben Müslüman bir ülkede tecavüz edildikten sonra diri diri yakılan bir bebek veya çocuk haberi hiç okumadım.

Bana göre kadına yönelik cinayete varan şiddetin arkasında, bireylerin evrensel gelişime ayak uyduramamaları bir diğer deyişle az gelişmiş olmaları, teknoloji ve eğitimin toplumdaki her kesime eşit şartlarda ulaştırılamaması, kadınların ekonomik ve kültürel anlamda kendilerini geliştirebilecek zemin ve zaman bulamamaları, şiddete meyilli bazı erkeklerin yine onları yetiştiren kadınlar yani anneleri tarafından egolarının şişirilmesi ve saldırgan oldukları müddetçe ayakta kalabileceklerinin yıllarca aşılanması, keza zor bir ülkede ayakta kalmanın sert ve saldırgan olmakla sağlanabileceği konusunda kökleşmiş kültürel bakış açıları, dini inançlardan bağımsız olarak kız çocuğa farklı erkek çocuğa farklı davranış modelleri aşılanması, eşit davranılmaması gibi genel ve daha özel pek çok neden sıralanabilir.

Ama bana göre asla İslamiyet kadına yönelik şiddetin nedeni olarak gösterilemez. Bilakis katıksız, çıkarsız ve temiz bir inanca sahip olmak kötülükten uzak tutar. Yanlışta ısrar edildiği taktirde bilin ki bu şiddet gerçekten hiç sonlanmayacak. Çünkü yukarda ancak bir kısmı sayılabilen asıl nedenleri görmezlikten gelmiş olacaksınız ve sorunu çözmek için çaba sarf etmek, işe yarar verimli çözümler üretmek, ciddiyetle uygulamak yerine sürekli İslamiyet' i suçlayarak kolaya kaçmış olunacak. Nasılsa bir ülke toptan din değiştirmeyeceğine göre  bu sorunu çözmek için eleştirmek dışında bir şey yapılmasına da gerek yok öyle değil mi ? Görmezlikten gelindiği veya dostlar alışverişte görsün hesabı   göstermelik çözümlerle bu sorunla ilgileniyormuş gibi yapıldığı için bitmeyecek. Her kadın cinayetinde suçu İslamiyet' in üzerine atıp ondan sonra kanal kanal dolaşıp kadın cinayetlerini eleştirmek çok rahatlatıcı ve puan kazandırıcı olmalı. Hedef saptırıp etkili çözümler için çalışılmasını geciktirdiğiniz her gün kara vebalı ruhlar tarafından öldürülen kadınların kanı, o toplumda cinayetlere sessiz kalan, bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyen, öldürüldüyse mutlaka hak edecek bir halt etmiştir diye düşünen herkesin eline bulaşmıştır. Görüp görmemek hiç önemli değil, üstelik yıkamakla da geçmiyor.

 

Kaynak

 
 
Hakkımda Çalışmalarım İstiklal Marşımız Gençliğe Hitabe 24. dönem Milletvekilliği Seçim Çalışmaları Basında Biz