ÖNCE SAĞ DOĞANLARA SAHİP ÇIKALIM

 Durup oturup hiç bitmeyen üç çocuk tartışmalarını dinledikçe önce sağ doğurduklarımıza sahip çıkalım, çocuk ölümlerini azaltacak etkili önlemlerle zaten ilk 30 yılda nüfusu dengeleriz diye konuşmaktan hiç bıkmadım.

Son beş  yılın haber taramasını yaptığınız zaman sadece bir günlük çalışma ile kaç çocuğun hastane kapılarında beklerken veya  ambulansla hastane hastane dolaştırılırken öldüğünü, sezeryan doğumla doğum yapılması gerekirken, defalarca eleştirdiğim üzere anne  normal doğuma zorlandığı için en sonunda  kafası kesilerek öldürülen bebeklere ilişkin bilgilere ulaşabilirsiniz. Sadece bunlar mı ? Kafasına televizyon düşerek ölen,  okulda kırılan lavabonun kırık parçasının boğazını kesmesi ile ölen, demir kapının üstüne düşmesi ile ölen, yüksekten düşerek veya üstü açık bırakılmış lağım çukurlarına, kuyulara, göletlere düşerek boğulan yüzlerce çocuk, üvey baba veya üvey anneleri tarafından öldürülen çocuklar örnekleri çoğaltabilirsiniz.

Çocuk sayısını arttırmak değil, sağ salim doğmuş  çocuklara dikkat etmek, eğitim düzeyi düşük anne ve babaları çocuk bakımı, güvenliği  hakkında  eğitmek, bir şekilde evlenmiş olan  akıl hastalarının (bakımında sürekli olarak yardımcı olacak bir yakını yoksa )  çocuk sahibi olmalarını engellemek,  çocuğuna karşı şedit davranan ailelerden , uyuşturucu kullanan, çocuğunu küçük yaşlarda çalıştıran, eğitim hakkını engelleyen   anne veya babanın elinden çocukları alarak bir başka şiddet ortamına değil, sevgi ve değer göreceği çocuk yuvalarına yerleştirmek, çocuklara karşı işlenen suçların cezalarını arttırmak gibi önlemlerin alınması gerekir. Bu kapsamda çok isabetli bulduğum kamu spotlarına çocuk güvenliği için de eğitim veren spotlar eklenebilir.

Üç çocuk önerisine  karşı çıkanların çoğu zaten eğitim düzeyi yüksek kesimden ve en fazla iki çocuk düşünüyorlar ,  bu iki çocuğun da  en iyi şekilde yetiştirebilmek için  yıllar öncesinden planlamalar yapıyorlar. Eğer en iyi şekilde bakamayacaksam neden üçüncü bir çocuğu  dünyaya getireyim ? Doğurduğum çocuk bu ülkede mutlu olacak mı  ? Hastanelerde sıra beklemeden temiz ve hijyenik bir ortamda tedavi görebilecek mi ? Hangi okulda kaç kişilik sınıflarda okuyacak ? bunun gibi binlerce soruyu daha çocuk doğmadan sorguluyorlar araştırıyorlar. Mükemmeliyetçi olan bu kesime, mevcut şartları düzeltmeden, somut adımlarla  güven vermeden üç çocuk doğurun önerisi askıda kalmaya mahkumdur. Diğer yandan öneriyi benimseyenler zaten hiç kimse önermese de üç , dört , beş çocuk yapıyorlar. Onların çocuk sayısını arttırmak için teşvik edilmeye ihtiyaçları yok. Doğsun da  Allah rızkını nasılsa verir düşüncesi ön planda olduğu için, her doğanı kendinden bir iki yaş büyük ablanın eline bırakıp tekrar hamile kalabiliyor. Haberlerde  hastalandığı için artık çocuklarına bakamayan ailelerin dramlarını,  fotoğrafta ayakları çıplak, yerlerde oturan sekiz dokuz çocuğu görüp de üzülmeyen bir insan var mıdır ?

Nufus kontrolü, yaşlı nüfusun genç nüfusa oranı , gelecek yıllarda toplumdaki iş gücünün azalması bunlar elbette çok önemli ve şimdiden düşünülmesi planlanması  gereken konular. Ancak ham   nüfus artışı tek başına bir değer olarak nitelendirilemez. Nufus artışı, gelecek neslin nitelikli iyi  eğitimli, fiziksel olarak  sağlıklı, düşünen , öngören, çalışan bir nesil  olduğu takdirde anlam ifade eder.

Şu an nüfusu çok yüksek Çin Halk Cumhuriyeti, Hindistan gibi ülkelerde iş gücü nerdeyse o insanlara  hakaret sayılacak kadar ucuz, sağlık ve eğitim hizmetleri sadece belirli bölgelerde  az sayıda insan için var  sayılabilir ama halkın büyük bir çoğunluğu  temel gıda, sağlık , eğitime eşit şekilde  ulaşamıyor. Şiddet oranları çok yüksek. İnsanlar mutsuz.   Böyle bir ortamda halk yanı başında olan vahşete bile seyirci kalıyor.  Hatırlayacaksınız 5-6 ay önce  Çin ‘ de kamyonetin ezdiği küçük kızın üstünden en az üç araba ve bir motosiklet geçti. Bir kişi bile çocuğa yardım etmedi, en sonunda yaşlı bir kadın zaten ölmüş olan çocuğu yolun ortasından çekti. Bir hafta önce de 6 yaşındaki çocuğu kaçırıp gözlerini oydular. Yeterli nüfusa sahip ama   insan hayatına  bir panda kadar değer verilmeyen   toplumda yaşamayı kim ister ?

Bu nedenle ısrarla ve tekrar belirtmek isterim ki evlat sevgisini yaşayan herkes elbette layık olduğu şekilde bakabileceğine güveniyorsa gerçekten üç veya dört çocuğu olsun isteyebilir. Hukumet  de bu düşünceyi desteklemek istiyorsa, salt konuşmak dışında hali hazırdaki çocukları korumak adına   ciddi adımlar atmak zorundadır.  Diğer yandan  nitelikli gelecek nesil aslında bugünün programının bir parçası olmak durumundadır. O nedenle toplumdaki her yetişkin  birey,  kendi evladı olsun veya olmasın çocukların güvenliğinden sorumludur.  Herkes ille de devletin bir şey yapmasını beklemeden açık bırakılmış bir kuyu,  saldırgan bir köpek, bir çocuğa karşı davranışlarından ciddi şekilde  kuşkulandığınız bir şüpheli,   çocuklarına eziyet eden aile, işkence gördüğünden şüphe ettiğiniz çocuk gibi  vb. durumlarda hiç üşenmeden,  beni ilgilendirmez benim sorunum değil diye düşünmeden ihbar hakkını kullanmalıdır.

Son olarak belirtmek isterim ki bir yandan  nüfus artış hızımız gittikçe düşüyor, çocuk sayımızı çoğaltalım, üç çocuk dört çocuk  derken bir yandan da tıbbı gerekliliğe rağmen kadınları normal doğuma zorlamak  çok  çelişkilidir. Erkek siyasetçilerin iki de bir  normal doğumun çok da acı verici olmadığı, dayanılır olduğu,  kadınların pek nazlı ve korkak olduğu vs   şeklinde  nutuk atmaları kadar itici, anlamsız,  nefret uyandıran  davranış düşünemiyorum. Bu garip yorumları yapan siyasetçilere  kaç kez normal doğum yaptıklarını  bir sormak lazım. Ben normal doğumun verdiği ızdırabı küçümseyen, kadınlar adına yorum yaparken asla çekmediği bir acı  hakkında  pek de  cesur  yorumlar yapan bu siyasetçilere  Hollanda ve ABD eşlerini anlayabilmek için yapay doğum sancısı ( üstelik de yapay yani ) verilen dört kişiye uygulanan testin sadece  ilk dakikaları değil ( gerçek doğumda da  ilk sancılar hafiftir)  son dakikalarına kadar seyretmelerini, hatta Türkiye’de böyle bir imkan varsa kendi üzerlerinde de denemelerini  öneriyorum. Ondan sonra kendisi gibi hayatında bir kez değil  her doğumda aynı ızdırabı çeken ama buna rağmen tekrar anne  olmak isteyen  kadınlara karşı  bakış açıları ne kadar değişecek  göreceksiniz.

 

Kaynak

 
 
Hakkımda Çalışmalarım İstiklal Marşımız Gençliğe Hitabe 24. dönem Milletvekilliği Seçim Çalışmaları Basında Biz