VERDİĞİN BAŞKA, İSTEDİĞİN BAŞKA

Yazılarımı iyi kötü takip edenler bilir, eğer bu hükümet yapıyorsa mutlaka kötüdür veya arkasından mutlaka bir kötülük çıkacaktır diyen biri değilim.

Dersanelerin kaldırılmasına neden lüzum görüldüğüne  bir anlam veremedim ve ayrıca neden şimdi? Madem zararlıydı da  bu tarihe kadar verdiği iddia edilen  zararı nereye koyacaksınız?  Açık ve net bir şekilde söylemek istiyorum dersanelerin kaldırılmasına, dönüştürülmesine  kesinlikle karşıyım. Başta kaldıracağız,  kapatacağız derken tepkiler üzerine artık siyasette klasikleştiği üzere bu kez dönüştüreceğiz, özel okul olacaklar,  teşvik vereceğiz, öğrenci garantisi vereceğiz şeklinde açıklamalar yapılmaya başlandı ki bu açıklamalardan benim anladığım  sanki ortada bir kontrol sorunu var gibi ama neyi ? dersanelerden kazanılan parayı mı ? yoksa eğitimi mi ?

Kendini tanımlamak için,  dürüstçe, dosdoğru  en belirgin üç özelliğini say deseler  meraklı, kindar, inatçı derdim. Yurt dışında ABD, Fransa, Almanya, Hollanda’ dan müvekkillerim var, bazıları orda doğmuş büyümüş halen orda yaşamakta olan insanlar, kimisi ise yirmi yirmibeş yıldır gurbette. İş görüşmelerimiz bitip de sohbet ettiğimizde hemen meraklı Melahat gibi sorular sormaya başlarım, o ülkelerin eğitim sistemi, adalet sistemi, halkın devlete bakış açısı, devletin halka yaklaşımı vs ,  soru yağmuru karşısında ilk anda afallayan müvekkillerim sonra seve seve uzun uzun anlatmaya başlarlar.

Bir karşılaştırma yaptığımda rahatlıkla görüyorum ki, gelişmiş ülkelerin hiç birinde  bizim  eğitim sistemimiz kadar yap boz oyununa çevrilmiş , her gelenin kendi kafasına göre, öğrencilerin düşüncelerini ve şikayetlerini çok da dikkate almadan düzenlemeler yaptığı bir sistem daha yok. Az gelişmiş ülkeleri kendimize ölçü alamayacağımıza, kötü emsal olamayacağına göre elbette her konuda gelişmiş ülkeleri dikkate aldığımızda,  eğitim sistemi ile  faydasız, bilimsellikten uzak, ülkenin gerçekleri bağdaşmayan, masa  başından verilen kararlarla bu kadar manasız şekilde  uğraşılırsa gerçekten ortaya ne çıkacağını sanıyorlardı ?

İntegral, pi sayısı , logaritma, kurbağanın sindirim sistemi,  bugün matematik ve fen alanlarında değil başka alanlarda çalışan milyonlarca insanın kaç tanesinin işine yarıyor veya gündelik hayatında kullanabiliyor ? Tersinden düşünelim, kaç genç hayatı boyunca faydasını göremeyeceği bilgi yığınının altından kalkamıyor diye sınıfta bırakıldı veya okuldan atıldı, eğitim hayatı yok edildi ? Herkes matematik dehası olmak zorunda değil, ama hepimiz  o kötü tecrübeyi yaşamış olmakla biliyoruz ki matematik nerdeyse herşeydi.

Ortaokul ve lisede eğitim adına bize ne öğretildi ise anlamaya öğrenmeye çalıştık. Ama sıra  üniversite sınavlarına gelince, bu işte  bir terslik olduğu anlaşılmaya başlandı. Madem eğitim sistemimiz bu kadar iyiydi, mükemmeldi de, niçin herkes üniversiteyi kazanamıyordu?  Hemen ortaya bir hedef tahtası yerleştirildi. Başından beri en  kolay hedefti zaten, öğrencinin bizatihi kendisi. Gençler ve çocuklar ,  kendi ailesi dışında hemen hemen hiç kimsenin umurunda olmayan genç başaklar, direnme gücü sınırlı, boyun eğmek zorunda, ne dersen zaten kabul edecek. Tam da böyle oldu. Öğretmen hanım, bir problemi sadece bir kez anlatır , anlamadım desen tüm sınıf alay edecek, anlayamadığını söylemeye bile çekinirsin. Bir iki kez anlamadım bir daha anlatabilirsiniz dersin, öğretmen geri zekalı muamelesi yapar, sınıfta alaylı alaylı gülüşmeler duyulur, sanırsın hepsi sınavda 100 alacak bir sen kalacaksın. Halbuki sınav sonuçları açıklandığında senin ve bir iki kişinin dışında  bütün sınıf dökülür.  Öğretmen de çok iyi bilir aslında kimsenin bir şey anlamadığını, ama anlamamazlığa gelir, sınıfta belki tek tük bir yada iki kişi gerçekten anlamıştır. O iki öğrencisiyle ders yapar, sonra çeker gider. Ondan sonra hem öğretmen hem aile, çifte ateş arasında kalır gençler.   Hiç kimse sorgulamaz, araştırmaz, tuhafına gitmez, 45 kişilik bir sınıfta matematik dersinden bir kişi iki kişi dışında herkes sınıfta  kalıyorsa,  o zaman bu kadar genç geri zekalı da, bir sen mi iyiydin ? Matematiği sadece ve sadece ezberleyerek geçtiğimi söylesem inanır mısınız? Hiç eylüle kalmadım, hep teşekkür veya takdir aldım, ama asla matematiği tam anlamı ile anlayarak başarılı olduğumu düşünmedim, çünkü  sayfalarca, saatlerce hiç bıkmadan,  tekrar tekrar yazarak,  onlarca  problemi düpe düz ezberliyordum. Dışardan bakan biri benim deliler gibi matematik çalıştığımı ve çok da  iyi anladığımı sanırdı, halbuki salt karakterimdeki katıksız  inatçılık yüzünden matematiği beni durdurmaya çalışan,  azılı  bir düşman gibi görüyordum. Onun elini hiç sıkmadım,  sadece savaştım.

Eğitim sistemimiz elbette bu özetten ibaret değil ve kesinlikle olması gerekenin gelişmişliğin  çok çok altında, sistemdeki  sorun da  kesinlikle öğrenciler değil, bunu da yönetici benim diyerek o koltuklara oturanların iyice anlaması lazım. Eğitim hayatı boyunca çocuklara verdiğin başka, üniversite sınavlarında onlardan istediğin başka. İşte dersaneler bu farkı ve bu açığı gayet iyi kapatıyorlar. Elbette bunu bedava yapmıyor ama böyle bir taahhütleri de  hiç olmadı. Dersaneler, herkes üniversiteyi kazanabilir, yeter ki planlı ve programlı olun, disiplinli şekilde her lüzumsuz bilgiye değil, öğrenmeniz gerekenlere yoğunlaşın diyor. Herkes üniversiteyi kazanabilir, yapabilirsin, başarabilirsin, yeter ki hedefine yoğunlaş, birlikte çalışalım, evet yol çamurlu,  karanlık ama ben yanındayım, işte  elinden tutuyorum, bastığım yere bas,  düşmeyeceksin.

Ticaret Lisesi mezunuyum, aradan yıllar geçti tamı tamına hatırlayamam elbette ama aklımda kaldığı kadarı ile  haftada sadece iki saat matematik, iki saat Türkçe, bir saat sosyal bilgiler , bir saat çoğrafya görüyorduk, geriye kalan meslek dersleriydi, muhasebe stajı yaptığım şirketten kazandığım cüzi parayla,   sadece bir ay dersaneye hızlandırma programına katıldım,  elbette kendim de çok  çalıştım, ama inanın o bir ayın bile bana o kadar faydası oldu ki eğer gitmeseydim sonuç ne olurdu kazanabilir miydim hiç bilemiyorum. Dersaneler kesinlikle bu şekilde faaliyetlerine devam etmeli, eğitim sistemimiz en azından bir Avrupa ülkesinin eğitim sistemi düzeyini yakalayabileceği zamana kadar.

 
 
Hakkımda Çalışmalarım İstiklal Marşımız Gençliğe Hitabe 24. dönem Milletvekilliği Seçim Çalışmaları Basında Biz